Tüketici Hukuku

MUNZAM ZARAR NEDİR? MUNZAM ZARAR DAVASI, İSPAT ŞARTLARI VE GÜNCEL YARGI KARARLARI

vensahukuk

vensahukuk

• 20 dk okuma

Para borçlarının zamanında ödenmemesi, alacaklı bakımından yalnızca alacağın geç tahsil edilmesi sonucunu doğurmamakta; özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde paranın satın alma gücünün azalması, finansman maliyetlerinin artması ve ekonomik fırsatların kaybedilmesi gibi önemli zararlara da neden olabilmektedir.

Türk hukukunda, borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının uğradığı ve temerrüt faiziyle karşılanamayan zararların tazmini, munzam zarar (aşkın zarar) kurumu kapsamında değerlendirilmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen munzam zarar, alacaklının temerrüt faizini aşan gerçek zararının belirli koşullarda borçludan talep edilmesine imkân tanımaktadır.

Bununla birlikte, munzam zarar davalarında özellikle zararın ispatı, enflasyonun hukuki etkisi, hesaplama yöntemleri ve yüksek mahkemelerin farklı yaklaşımları uygulamada önemli tartışmalara neden olmaktadır.

Bu makalede munzam zararın hukuki niteliği, talep edilebilme şartları, hesaplanması, zamanaşımı ve güncel yargı kararları kapsamında alacaklının başvurabileceği hukuki yollar incelenmektedir.

1. Munzam Zarar Nedir?

Munzam zarar, diğer adıyla aşkın zarar, para borcunun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı ve temerrüt faiziyle giderilemeyen ilave zarardır.

Temerrüt faizi, borcun geç ödenmesinin kanuni sonuçlarından biridir. Ancak bazı durumlarda alacaklının geç ödeme nedeniyle uğradığı gerçek zarar, tahsil edilen temerrüt faizinden daha yüksek olabilmektedir.

İşte bu fark, koşullarının gerçekleşmesi hâlinde munzam zarar kapsamında tazmin edilebilir.

Örneğin, ticari faaliyetlerini sürdüren bir şirketin yüksek tutarlı alacağını zamanında tahsil edememesi nedeniyle kredi kullanmak zorunda kalması ve bu kredi için ödediği finansman giderlerinin temerrüt faiziyle karşılanamaması durumunda munzam zarar gündeme gelebilir.

Ancak munzam zarar, her geç ödenen borçta kendiliğinden ortaya çıkan veya otomatik olarak tazmin edilmesi gereken bir zarar türü değildir. Alacaklının uğradığı zararın hukuken ortaya konulması ve gerekli koşulların gerçekleşmesi gerekir.

2. Munzam Zararın Hukuki Dayanağı: Türk Borçlar Kanunu Madde 122

Munzam zararın temel hukuki dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesidir.

Anılan düzenlemeye göre:

Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Kanunun ikinci fıkrasında ise temerrüt faizini aşan zarar miktarının görülmekte olan davada belirlenebilmesi hâlinde, alacaklının talebi üzerine mahkemenin esas hakkında karar verirken bu zarara da hükmedebileceği düzenlenmiştir.

Bu düzenleme uyarınca munzam zarar, temerrüt faizinden ayrı bir tazminat talebidir.

Temerrüt faizinin talep edilmesi için kural olarak ayrıca zarar ispatı aranmazken, munzam zarar talebinde temerrüt faizini aşan zararın varlığının ve borçlunun temerrüdüyle bağlantısının ortaya konulması gerekmektedir.

3. Munzam Zarar Talep Etmenin Şartları Nelerdir?

Munzam zarar tazminatına hükmedilebilmesi için belirli hukuki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

3.1. Bir Para Borcunun Bulunması

Öncelikle taraflar arasında muaccel bir para borcunun bulunması gerekir.

Söz konusu borç; ticari sözleşmeden, ödünç ilişkisinden, satış sözleşmesinden, kira ilişkisinden veya diğer borç doğuran hukuki sebeplerden kaynaklanabilir.

3.2. Borçlunun Temerrüde Düşmesi

Munzam zarar talebinin temel koşullarından biri borçlunun temerrüde düşmesidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca borçlu, kural olarak muaccel borcun alacaklı tarafından ihtar edilmesiyle temerrüde düşer. Bununla birlikte kanunda öngörülen hâllerde ayrıca ihtara gerek bulunmayabilir.

Temerrüt tarihinin doğru belirlenmesi, hem faiz hesabı hem de munzam zarar talebinin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

3.3. Temerrüt Faizini Aşan Bir Zararın Meydana Gelmesi

Munzam zarardan söz edilebilmesi için alacaklının uğradığı zararın, aynı gecikme dönemi bakımından temerrüt faiziyle karşılanamayan bir kısmının bulunması gerekir.

Alacaklının geç ödeme nedeniyle daha yüksek maliyetli kredi kullanması, belirli bir ticari yükümlülüğünü yerine getirememesi veya belgelenebilir ekonomik kayba uğraması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bununla birlikte her ekonomik kayıp munzam zarar niteliğinde değildir. Zararın borcun geç ödenmesinden kaynaklanması ve hukuken tazmin edilebilir nitelikte olması gerekir.

3.4. Zarar ile Temerrüt Arasında Nedensellik Bağının Bulunması

Alacaklının uğradığını ileri sürdüğü zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.

Örneğin, kullanılan kredinin gerçekten tahsil edilemeyen alacak nedeniyle kullanıldığının ve ileri sürülen finansman maliyetinin bu gecikmeden kaynaklandığının ortaya konulması önem taşımaktadır.

3.5. Borçlunun Kusursuzluğunu İspat Edememesi

TBK m.122 kapsamında borçlunun kusuru yönünden alacaklı lehine bir düzenleme bulunmaktadır.

Alacaklı, temerrüt faizini aşan zararını ve diğer gerekli unsurları ortaya koyduğunda, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat edemedikçe bu zararı gidermekle yükümlü olabilir.

Dolayısıyla munzam zarar davalarında zarar ve nedensellik bağının ispatı ile borçlunun kusursuzluğunu ispat yükü birbirinden ayrılmalıdır.

4. Yüksek Enflasyon Munzam Zarar İçin Yeterli midir?

Munzam zarar davalarında en çok tartışılan konulardan biri, yüksek enflasyonun ve paranın satın alma gücündeki azalmanın tek başına tazminat talebi için yeterli olup olmadığıdır.

Özellikle uzun yıllar süren yargılamalar ve geciken alacak tahsilatları, alacaklıların tahsil ettikleri paranın ekonomik değerini önemli ölçüde kaybetmesine neden olabilmektedir.

Buna karşın yargı uygulamasında enflasyonun munzam zararın ispatına etkisi konusunda farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

4.1. Somut Zararın İspatını Arayan Yaklaşım

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli, 2021/11-938 E. ve 2022/401 K. sayılı kararında, munzam zarar talebinin alacaklının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği yönündeki yaklaşım benimsenmiştir.

Bu anlayışa göre yalnızca enflasyon oranlarının yüksek olması, döviz kurlarının artması veya paranın satın alma gücünün azalması, alacaklının kişisel olarak temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını kendiliğinden kanıtlamamaktadır.

Dolayısıyla alacaklının, geç ödeme nedeniyle kendi malvarlığında meydana gelen zararı somutlaştırması ve uygun delillerle ortaya koyması gerekmektedir.

4.2. Enflasyonist Koşulları Dikkate Alan Yaklaşım

Yargıtayın bazı daire kararlarında ise özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde paranın değer kaybının ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilmesi gerektiği yönünde daha esnek bir yaklaşım ortaya çıkmıştır.

Bu kapsamda enflasyon oranları, mevduat faizleri, döviz kurları ve altın fiyatları gibi ekonomik verilerden yararlanılarak alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının hesaplanması tartışılmaktadır.

Ancak ekonomik göstergelere dayalı hesaplama yönteminin her munzam zarar davasında doğrudan uygulanacağı veya her durumda tazminata hükmedileceği söylenemez.

Bu nedenle munzam zarar davalarında yüksek enflasyonun varlığı kadar, somut olayın özellikleri ve uygulanacak güncel içtihatlar da belirleyici niteliktedir.

5. Anayasa Mahkemesinin Munzam Zarara İlişkin Güncel Kararı

Anayasa Mahkemesinin 08.07.2025 tarihli, 2024/41763 başvuru numaralı Caner Şafak kararı, munzam zarar ve enflasyon karşısında alacakların korunması bakımından önem taşımaktadır.

Kararda, temerrüt faizinin enflasyon karşısında yetersiz kalması nedeniyle alacakların reel değerinde meydana gelen kayıp ve bu kaybın giderilmesine ilişkin hukuki mekanizmalar incelenmiştir.

Anayasa Mahkemesi, munzam zarar davalarında somut zarar ispatına ilişkin yargısal yaklaşımı ve alacakların değer kaybını giderebilecek etkili bir hukuk yolunun bulunup bulunmadığı sorununu mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmiştir.

Kararın önemli yönlerinden biri, enflasyon karşısında alacağın değer kaybının yalnızca borçlar hukuku çerçevesinde değil, mülkiyet hakkının korunması bakımından da ele alınmasıdır.

Bununla birlikte kararın, her yüksek enflasyon döneminde otomatik olarak munzam zarar tazminatına hükmedilmesi gerektiği şeklinde yorumlanması doğru değildir.

Anayasa Mahkemesinin değerlendirmeleri ile Yargıtay içtihatlarının birlikte incelenmesi, somut uyuşmazlığın niteliğine uygun hukuki yolun belirlenmesi açısından önemlidir.

6. Munzam Zarar Nasıl İspat Edilir?

Munzam zarar davalarında en önemli aşamalardan biri ispat sürecidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükü gereğince taraflar, dayandıkları vakıaları ispata elverişli biçimde ortaya koymalıdır.

Munzam zarar talebinde kullanılabilecek deliller, uyuşmazlığın niteliğine göre değişmekle birlikte şunlar olabilir:

  • Banka kredi sözleşmeleri, hesap hareketleri ve kredi faiz ödeme belgeleri,
  • Ticari defterler, muhasebe kayıtları ve finansal tablolar,
  • Geç ödeme nedeniyle doğan ek maliyetlere ilişkin faturalar ve sözleşmeler,
  • Gerçekleşmeyen ticari işlemlere ilişkin somut belgeler,
  • Alacağın tahsil edilememesi nedeniyle doğan finansman ihtiyacını gösteren kayıtlar,
  • Ekonomik göstergeler, resmî istatistikler ve bilirkişi raporları.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, ekonomik göstergelerin tek başına zararın varlığını her durumda ispatlamayabileceğidir.

Özellikle somut zarar ispatını arayan içtihatlar bakımından alacaklının kendi durumuna özgü zarar olgularının ve bunlarla gecikme arasındaki bağlantının açıklanması gerekmektedir.

7. Munzam Zarar Nasıl Hesaplanır?

Munzam zararın hesaplanmasında tek ve bütün uyuşmazlıklara uygulanabilecek sabit bir yöntem bulunmamaktadır.

Hesaplama, zararın niteliğine ve dosyada mevcut delillere göre yapılmalıdır.

Temel yaklaşım, borçlunun temerrüdünden kaynaklanan ve hukuken tazmin edilebilir toplam zarardan, aynı zarar bakımından temerrüt faiziyle karşılanan kısmın ayrılmasıdır.

Örneğin:

Bir alacaklının geç ödeme nedeniyle 300.000 TL tutarında ispatlanabilir finansman zararına uğradığı ve aynı döneme ilişkin 120.000 TL temerrüt faizinin bu zararı karşıladığı varsayılsın.

Bu durumda, diğer hukuki koşulların da gerçekleşmesi kaydıyla 180.000 TL tutarında munzam zarar talebi gündeme gelebilir.

Bu örnek yalnızca hesaplama mantığını açıklamak amacıyla verilmiştir. Gerçek davalarda faiz türü, temerrüt tarihi, zarar kalemleri, ödeme tarihleri ve mükerrer tazminat yasağı birlikte değerlendirilmelidir.

Ekonomik verilerin kullanıldığı hesaplamalarda ise TÜİK enflasyon verileri, mevduat faizleri ve diğer finansal göstergeler bilirkişi incelemesine konu olabilir. Ancak bu göstergelerin kullanılabilirliği ve hukuki sonucu, somut uyuşmazlığa uygulanacak içtihada bağlıdır.

8. Munzam Zarar Davası Nasıl Açılır?

Munzam zarar talebi, şartları mevcutsa asıl alacak davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi ayrı bir davaya da konu edilebilir.

TBK m.122/2 uyarınca, temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa alacaklının talebi üzerine hâkim bu zarara da hükmedebilir.

Ayrı dava açılması hâlinde ise dava dilekçesinde borç ilişkisi, temerrüt tarihi, asıl alacağın tahsil süreci, uğranılan zarar ve nedensellik bağı ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır.

8.1. Munzam Zarar Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Munzam zarar davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.

Örneğin ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi, genel görev alanındaki özel hukuk uyuşmazlıklarında ise asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

İş ilişkisinden veya tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda özel görev kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

Yetkili mahkeme ise HMK’nın genel ve özel yetki hükümleri çerçevesinde belirlenir.

8.2. Munzam Zarar Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Munzam zarar talebinin dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı, uyuşmazlığın hukuki niteliğine bağlıdır.

Özellikle konusu bir miktar para olan ticari davalarda ve ilgili özel kanunlarda öngörülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekebilir.

Bu nedenle munzam zarar davası açılmadan önce görevli mahkeme ile dava şartı arabuluculuk hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

9. Munzam Zarar Davasında Zamanaşımı

Munzam zarar taleplerinde zamanaşımı, zararın dayandığı borç ilişkisi ve talebin hukuki niteliği dikkate alınarak belirlenmelidir.

Genel sözleşmesel alacaklarda TBK m.146 kapsamında on yıllık zamanaşımı süresi gündeme gelebilmekle birlikte, özel kanunlarda veya belirli borç ilişkilerinde farklı zamanaşımı süreleri öngörülmüş olabilir.

Ayrıca munzam zararın asıl alacakla ilişkisi, temerrüt süreci, ödemenin gerçekleştiği tarih ve zamanaşımını kesen veya durduran nedenler de somut olay bakımından incelenmelidir.

Bu nedenle bütün munzam zarar talepleri için tek bir zamanaşımı başlangıç tarihi kabul edilmesi doğru değildir.

10. Munzam Zarar Davalarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Munzam zarar davası açılmadan önce yalnızca alacağın geç ödenmiş olması değil, geç ödemenin alacaklı üzerindeki gerçek ekonomik sonuçları da değerlendirilmelidir.

Özellikle borçlunun temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi, tahsil edilen faiz miktarının hesaplanması, zararın somutlaştırılması ve uygun delillerin toplanması önemlidir.

Bunun yanında, ekonomik koşulların munzam zararın ispatına etkisi bakımından yargı kararlarında farklı yaklaşımlar bulunması nedeniyle, dava stratejisinin güncel içtihatlar doğrultusunda oluşturulması gerekir.

Dava dilekçesinde yalnızca genel enflasyon verilerine dayanılması, somut olayın özelliklerine göre talebin reddedilmesi riskini doğurabilir.

Bu nedenle alacaklının geç ödeme sonucunda hangi zarara uğradığı, bu zararın hangi belgelerle desteklendiği ve temerrüt faiziyle neden karşılanamadığı açıkça ortaya konulmalıdır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Munzam zarar, para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararlarının tazminini amaçlayan önemli bir hukuki kurumdur.

Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacakların reel değerinde meydana gelen kayıplar, munzam zarar kurumunun uygulamadaki önemini artırmaktadır.

Bununla birlikte TBK m.122 kapsamında tazminata hükmedilebilmesi, yalnızca alacağın geç tahsil edilmiş olmasına bağlı değildir. Borçlunun temerrüdü, faizle karşılanamayan zarar, nedensellik bağı ve ispat koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları, munzam zararın ispatı ve enflasyonun hukuki etkisi bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir. Ancak içtihatlarda ortaya çıkan farklı yaklaşımlar, her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları çerçevesinde incelenmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenle munzam zarar taleplerinde doğru hukuki nitelendirme yapılması, zarar kalemlerinin somutlaştırılması, gerekli delillerin toplanması ve dava sürecinin güncel yargı kararları dikkate alınarak yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

MUNZAM ZARARA İLİŞKİN GÜNCEL İÇTİHATLAR :

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/6437 Esas, 2026/3270 Karar, 04/06/2026 Tarih : “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun E. 1988/4, K. 1989/3 sayılı kararında belirtilen “Para her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren bir meta olduğundan, geç ödenmesi halinde zararın vücudu muhakkaktır” prensibi ve Anayasa Mahkemesinin (21.12.2017 tarihli 2014/2267 başvuru numaralı kararı) para üzerindeki hakkın mülkiyet hakkı niteliğinde olduğunun kabulü ve dolayısıyla ihlal kararı vermiş olması gözetilerek özellikle enflasyonist dönemlerde, temerrüt nedeniyle alacağına geç ulaşan alacaklının temerrüt faiziyle karşılanmayan zararının doğduğunun herkesçe bilinen vaka olduğu ve dolayısıyla ispatının gerekmediği yönündeki temel prensip de göz önünde bulundurulduğunda, munzam zararın soyut olarak ispatının kabul edilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bunun aksine somut ispatın aranması, haksız yere alacaklının sebepsiz fakirleşmesine ve dolayısıyla borçlunun da haksız yere sebepsiz zenginleşmesine sebep olacaktır.”
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/938 Esas, 2022/401 Karar, 29.03.2022 Tarih: “Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.”
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/129 Esas, 2025/1330 Karar, 16.10.2025 Tarih: “Somut olayda davacı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zarar iddiasını, genel ekonomik olumsuzluklar (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispatlayamamıştır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu nedenle davacının ispatlanamayan aşkın zarar talebinin reddi gerekirken, bu talebin kabul edilmesi de doğru olmamıştır.”
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2025/15077 Esas, 2025/16913 Karar, 10.12.2025 Tarih: “munzam zarara hükmedilebilmesi için davacı alacaklının zararının faizle karşılanamadığını, bunun üstünde zararının oluştuğunu maddi vakıalarla ve belgelerle kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafça munzam zarar talebine ilişkin iddianın ötesinde bilgi ve belge sunulmadığından, munzam zarar talebinin reddine ve dava değeri üzerinden davalı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu belirterek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.”
Mahkeme / DaireEsas / Karar NoKarar TarihiBenimsediği YaklaşımKarar Sonucu
Yargıtay HGK2021/938 – 2022/40129.03.2022Somut İspat (Genel olgular tek başına yetersizdir)Direnme kararının ONANMASINA
Yargıtay 3. HD2022/691 – 2022/213610.03.2022Somut İspat (Şahsen ve somut zarar kanıtlanmalıdır)Bozma
Yargıtay 3. HD2024/3136 – 2025/261706.05.2025Somut İspat (Genel olgular karine oluşturmaz)Temyiz isteminin reddi ile ONANMASINA
Yargıtay 3. HD2024/3162 – 2025/286615.05.2025Somut İspat (Davacının durumuna özgü vakıalar aranır)HMK m. 370/1 uyarınca ONANMASINA
Yargıtay 3. HD2024/3160 – 2025/284715.05.2025Somut İspat (HMK m. 194 uyarınca somutlaştırma şarttır)Onama
Yargıtay 3. HD2024/3149 – 2025/333917.06.2025Somut İspat (Ekonomik koşullar karine sağlamaz)Onama
Yargıtay 5. HD2025/15077 – 2025/1691310.12.2025Somut İspat (Maddi vakıa ve belgeyle kanıtlama gerekir)Temyiz edilen kararın ONANMASINA
Yargıtay 6. HD2026/172 – 2026/215518.05.2026Karine / Soyut İspat (Yatırım getirileri fazlaysa karinedir)Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA
Yargıtay 9. HD2025/6409 – 2025/797116.10.2025Somut İspat (Gerçekleşmiş somut zarar aranır)HMK m. 370/1 uyarınca ONANMASINA
Yargıtay 9. HD2025/6436 – 2025/968809.12.2025Somut İspat (Faizi aşan zarar ispatlanamamıştır)HMK m. 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA
Anayasa MahkemesiB. No: 2024/4176308.07.2025Yapısal Sorun / Etkili Başvuru Hakkı İhlali (Pilot Karar)İhlal; TBMM’ye bildirim; 6 ay erteleme; tazminatın reddi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. HD2024/128 – 2026/9904.02.2026Karine Yaklaşımı & TBK m. 146 (10 yıllık zamanaşımı)İstinaf başvurusunun esastan reddi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. HD2024/683 – 2025/41830.04.2025Karine / Yatırım Getirileri YaklaşımıBölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırma ve dosyayı mahkemesine gönderme
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD2023/1037 – 2025/40412.03.2025Somut İspat (Enflasyon ispat kolaylığı sağlamaz)İstinaf başvurusunun esastan reddi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD2021/2021 – 2025/18006.02.2025Somut İspat (Genel olgular ispat yükünden kurtarmaz)İstinaf başvurusunun esastan reddi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD2022/129 – 2025/133016.10.2025Somut İspat (Kendi durumuna özgü somut zarar şarttır)Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece kararı kaldırılarak kısmen kabul, fazlaya ret
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD2024/1372 – 2024/196720.11.2024Somut İspat / Usul (Deliller toplanmalıdır)Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırma ve dosyayı mahkemesine gönderme
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD2024/1787 – 2025/100701.07.2025TBK m. 99 (TL seçimi munzam zarara engeldir)Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırma ve davanın reddi
Ankara 12. ATM2022/897 – 2024/38605.07.2024Somut İspat (Somut, açık ve kesin ispat yokluğu)Avans faiziyle kısmen kabul; munzam zararın reddi
Bakırköy 6. AHM2023/273 – 2024/49320.12.2024Karine Yaklaşımı (İcra takibinden geçen süre dikkate alındı)Davanın kabulü
İstanbul 10. ATM2024/214 – 2025/62609.07.2025Somut İspat (Enflasyon tek başına yetmez)Davanın REDDİNE
İstanbul 12. ATM2023/509 – 2024/82825.10.2024Somut İspat (Satın alma gücü kaybı munzam zarar değildir)Kısmen kabul; munzam zarar talebinin reddi
İstanbul 13. ATM2022/830 – 2025/13113.02.2025Somut İspat (Şahsi somut zarar ispatlanamamıştır)Davanın reddi
İstanbul 21. ATM2022/766 – 2023/51004.07.2023Somut İspat ve Borçlu KusuruDavanın REDDİNE
İstanbul Anadolu 13. ATM2022/725 – 2023/32911.05.2023Somut İspat ve Borçlu KusuruDavanın reddi

 

Munzam Zarar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Munzam zarar ile temerrüt faizi aynı şey midir?

Hayır. Temerrüt faizi, para borcunun geç ödenmesinin kanuni sonuçlarından biridir. Munzam zarar ise temerrüt faizinin karşılamadığı ilave zararın belirli şartlarda tazmin edilmesini amaçlar.

Munzam zarar için ayrıca dava açılabilir mi?

Evet. Hukuki şartları mevcutsa munzam zarar, asıl alacak davasında talep edilebileceği gibi ayrı bir davanın da konusu olabilir.

Enflasyon farkı doğrudan munzam zarar olarak istenebilir mi?

Enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının munzam zarar olarak talep edilmesi, yargı içtihatlarında tartışmalıdır. Yüksek enflasyon tek başına her durumda tazminat hakkı doğurmaz. Somut zarar, nedensellik bağı ve güncel içtihatlar birlikte değerlendirilmelidir.

Munzam zarar için borçlunun kusurlu olması gerekir mi?

TBK m.122 uyarınca borçlu, hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat edemedikçe diğer koşulları gerçekleşen munzam zararı gidermekle yükümlü olabilir.

Munzam zarar davasında bilirkişi incelemesi yapılır mı?

Zararın hesaplanması teknik veya finansal değerlendirme gerektiriyorsa bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ancak bilirkişi raporu, hukuken gerekli zarar olgusunun ve nedensellik bağının ortaya konulması gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

VENSA HUKUK

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayın özelliklerine göre yapılacak hukuki değerlendirme yerine geçmez.

Hukuki Danışmanlık İçin Bize Ulaşın

Uzman avukat kadromuz, hukuki sorunlarınıza profesyonel çözümler sunmak için hazır.